Bu blogda hemen hemen her hafta İnsan Kaynakları hakkında
yazılar yazıyorum. İlk yola çıktığımda bu blogda sıradan İK’sal yazılar
yazmayacağımı arada da olsa “içeriden” yazılarla haftayı sonlandıracağımı
söylemiştim.
Malumunuz Kurban Bayramı’nı eda ettik. Eh, her normal vatan
evladı gibi biz de memleketimize geldik ve akrabayı bayramda ziyaret ettik.
Size bu bayramda bir İK’cının akrabalar karşısındaki
çaresizliğini ve dramını anlatacağım :(
Yazının
başlığını ve görselini de şimdilerde çok bilinen bir caps'den seçtim.
Gel gelelim eğer bir Anadolu şehrinde büyümüş ve ailenin
tamamının aksine memuriyeti tercih etmemişseniz bir hiçsiniz! Bayramda
büyüklerin eli öpüldükten sonra üç senedir açıklanan fakat bir türlü aile
efradınca anlaşılamayan sorulara yine geçilir:
-Çocuğum sen neden hala X şehrindesin? Ailenin yanına
gelsene artık, yoksa sen okulu mu uzattın?
-Teyzecim hani ben okulu üç sene önce bitirdim ya.. Şu anda
ben çalışıyorum.
-E gel burada çalış?
-Ama bizim şirketin burada bir ofisi yok ki
-Sen ne iş yapıyorsun bakiyim orada?
-Ben İnsan Kaynakları’nda çalışıyorum dedecim…
-Eh yani öğretmen olamadın? Devlete gireydin iyiydi
devlete..
-Hohh.. Dedeciğim benim bölümüm öğretmenlik değildi ki…
-İşte Ruşen amcanın oğlu Sedat öğretmen oldu bak!
-Evet dede, şu anda Elazığ’da görev yapıyor.
-Sen hala sürün!...
-…………….. :( :( :(
-Kızım sen takma dedeni boşver. Sen anlat bakayım ne iş
yapıyor bu İnsan Kaynakları?
-Şimdi teyzecim İnsan Kaynakları çok iş yapıyor da benim
birimim işe alım. Ben alınacak personellerin işe alımlarını yapıyorum.
-Yaa ne güzel.. Eh kuzenin Aysel de bu sene mezun oluyor,
onu da artık işe alırsın..
-Ehe, tabi inş. Bölümü neydi teyzecim?
-Seramik ve Takı Tasarımı. Zonguldak Üniversitesi.
-Eheh.. Şey bizim firma ama takı üzerine değil, biz daha çok
petrol üzerine şe’yapıyoruz da.. Hem dört yıllık mezunu olmayanları şirket işe
almıyor.
-Kim işe almıyor? E sen az önce demedin mi işe alınacakları
ben alıyorum diye?
-İyi de teyzecim benim de bi amirim var. Yani hem ayrıca
şirketin koyduğu bazı prosedürler var.
-O zaman neden sen varsın?
-İşte alımları yapıyorum dedim ya…
-Ama alamam dedin Aysel’i? Ben anlamadım şimdi sen
alabiliyor musun alamıyor musun?
-Hof.. Teyze ben dilekçe verdim muhasebeye geçeceğim zaten..
Siz beni boş verin. Keşke daha çok okuyup Ruşen Amca’nın oğlu Sedat gibi öğretmen
olsaydım :( Neyse, kahvelerinizi nasıl alırdınız?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder