16 Eyl 2016

Bayram Horror Story For İK


Bu blogda hemen hemen her hafta İnsan Kaynakları hakkında yazılar yazıyorum. İlk yola çıktığımda bu blogda sıradan İK’sal yazılar yazmayacağımı arada da olsa “içeriden” yazılarla haftayı sonlandıracağımı söylemiştim.

Malumunuz Kurban Bayramı’nı eda ettik. Eh, her normal vatan evladı gibi biz de memleketimize geldik ve akrabayı bayramda ziyaret ettik.

Size bu bayramda bir İK’cının akrabalar karşısındaki çaresizliğini ve dramını anlatacağım :(
Yazının başlığını ve görselini de şimdilerde çok bilinen bir caps'den seçtim.


İK sektör içerisinde zevkli ve prestijli bir birimdir. Firma dışındakiler sizi firmaya giriş anahtarı olarak gördüklerinden size saygı duyarlar. Firma içerisindekilerse sizin “işveren vekili, temsilcisi” olma durumunuz nedeniyle sizi ayrı bir yerde tutarlar. İK’cılar şirketin bir çok bilgisine haizdir, işe alımlara karar verilen birimdir. Hangi çalışana “yatırım yapılmaya değer” gözüyle bakıldığını sadece İK’cılar bilir. Seneye kimin terfi alacağının cevabı sadece onlardadır… Bu liste uzatılabilir ve bunların hepsi İK’ya olan saygınlığı arttırır.

Gel gelelim eğer bir Anadolu şehrinde büyümüş ve ailenin tamamının aksine memuriyeti tercih etmemişseniz bir hiçsiniz! Bayramda büyüklerin eli öpüldükten sonra üç senedir açıklanan fakat bir türlü aile efradınca anlaşılamayan sorulara yine geçilir:

-Çocuğum sen neden hala X şehrindesin? Ailenin yanına gelsene artık, yoksa sen okulu mu uzattın?
-Teyzecim hani ben okulu üç sene önce bitirdim ya.. Şu anda ben çalışıyorum.
-E gel burada çalış?
-Ama bizim şirketin burada bir ofisi yok ki
-Sen ne iş yapıyorsun bakiyim orada?
-Ben İnsan Kaynakları’nda çalışıyorum dedecim…
-Eh yani öğretmen olamadın? Devlete gireydin iyiydi devlete..
-Hohh.. Dedeciğim benim bölümüm öğretmenlik değildi ki…
-İşte Ruşen amcanın oğlu Sedat öğretmen oldu bak!
-Evet dede, şu anda Elazığ’da görev yapıyor.
-Sen hala sürün!...
-…………….. :( :( :(
-Kızım sen takma dedeni boşver. Sen anlat bakayım ne iş yapıyor bu İnsan Kaynakları?
-Şimdi teyzecim İnsan Kaynakları çok iş yapıyor da benim birimim işe alım. Ben alınacak personellerin işe alımlarını yapıyorum.
-Yaa ne güzel.. Eh kuzenin Aysel de bu sene mezun oluyor, onu da artık işe alırsın..
-Ehe, tabi inş. Bölümü neydi teyzecim?
-Seramik ve Takı Tasarımı. Zonguldak Üniversitesi.
-Eheh.. Şey bizim firma ama takı üzerine değil, biz daha çok petrol üzerine şe’yapıyoruz da.. Hem dört yıllık mezunu olmayanları şirket işe almıyor.
-Kim işe almıyor? E sen az önce demedin mi işe alınacakları ben alıyorum diye?
-İyi de teyzecim benim de bi amirim var. Yani hem ayrıca şirketin koyduğu bazı prosedürler var.
-O zaman neden sen varsın?
-İşte alımları yapıyorum dedim ya…
-Ama alamam dedin Aysel’i? Ben anlamadım şimdi sen alabiliyor musun alamıyor musun?
-Hof.. Teyze ben dilekçe verdim muhasebeye geçeceğim zaten.. Siz beni boş verin. Keşke daha çok okuyup Ruşen Amca’nın oğlu Sedat gibi öğretmen olsaydım :( Neyse, kahvelerinizi nasıl alırdınız?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder