3 Haz 2016

İnsan Kaymakları'na Giriş

İnsan Kaynakları alanında çalışmak artık bir çok kişinin hayali.. Hem şirket içerisinde oldukça prestijli bir birim olması nedeniyle hem de diğer birimlere göre daha az iş yükü olduğunun düşünülmesi nedeniyle genelde genç yeteneklerin tercih ettikleri bir alan oluyor.
Ben bir İnsan Kaynakları çalışanı olarak öncelikle ikincisine değinerek bloğumun ilk yazısını yazmak istedim.

Birçok şirkette gerçekten İnsan Kaynakları departmanı daha stressiz bir alandır fakat bu genel yargı büyük oranda çok kurumsal ve sadece beyaz yaka alımı yapan şirketler için geçerlidir. Bir satış birimi gibi üzerlerinde satış ve hedef baskısı yoktur. Bir finans departmanı gibi büyük meblağları yönetmenin ağırlığı altında ezilmezler, doğrudur. Fakat daha önemli olan bir işi yürütmekle sorumludurlar: A’dan Z’ye tüm çalışanların motivasyonu ve şirkete entegre olmalarının sağlanması.
Bunu oluşturmak için bazı İK birimleri toplu etkinlikler düzenlerler, motivasyon çalışmaları yaparlar. Bazı şirketler bir işveren markası olmak için çalışanlarının gözünden bir “değer” oluşturmaya çalışırlar.

Bu noktada şirket içi birimlerin çatışan çıkarlarını çözmek de çok kolay olmaz. Mesela mavi yaka ağırlıklı çalışan bir firmada, özellikle patron firmasıysa ve şirkete çok ciddi bir kurum kültürü hâkim değilse, personele yapılacak zamlar bile İK için bir sıkıntı sebebidir. Zira patron zammı hak eden bir çalışan bulamaz her nedense ve çalışanların da hepsi kendilerine göre en mükemmel işi başarmışlardır. Bu durumda personele işveren gözünden bakabilmeyi öğretmek ve patrona da çalışanla empati kurmasını sağlayıp ara dengeyi oluşturmak hep İK’nın görevidir.

Şimdi gelelim çok iş yükü olmaması meselesine.. Bu anlatılan durumda bile gerçekten fiziken çok iş yükü yoktur ama psikolojik olarak hep bu ara buluculuk rolünü üstlenmek İK çalışanları için ciddi bir yorgunluktur. Günümüz şirketleri de bunu fark etmeye başladıklarından olsa gerek İK içerisinde bir organizasyonel psikolog bulundurmaya ya da İK çalışanlarını psikoloji, sosyoloji gibi daha insana dair araştırma alanları olan bölüm mezunlarından seçmeye başladılar. Ya da mevcut İK çalışanlarına bu yönde eğitimler vererek en azından onların bu süreçlerle nasıl baş edeceklerini öğretme yoluna gidiyorlar.

İnsan psikolojisi mayınlı bir arazidir, içerisine girdiğiniz zaman sizi hangi noktada bir patlamanın beklediğini bilemezsiniz. Hiç beklemediğiniz bir anda karşınızdakinin bam teline dokunan bir olay ya da soru duygusal anlamda hem sizin hem de karşınızdakinin duygusal bir patlama yaşamasına, daha kötüsü bu patlama sonucunda duygusal olarak yaralanmasına neden olabilir. Kişinin yaşadığı bazı travmaların geri çağrılmasıyla sonuçlanan durumları olabilir. Dolayısıyla bir İK çalışanı her zaman böylesi bir durumla aslında karşı karşıyadır ve bunu yönetmek oldukça zordur. Yani her iş yükü nicel verilerle ölçülemeyebilir.

Bu blogta bundan sonra fırsat buldukça “içeride” neler yaşandığını anlatmaya çalışacağım. Oldukça zor fakat seven içinse oldukça keyifli bu bölümün neler yaptığını merak edenlere belki bir nebze cevap olabilirim.


Hoş geldiniz J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder